Zeynep Nal: Teknoloji ve Sanatın Kesişim Noktasında Bir Yolculuk

zeynep nal teknoloji ve sanatin kesisim noktasinda bir yolculuk

Zeynep Nal, teknoloji ve sanatın kesişim noktasında yolculuk yapan yaratıcı bir sanatçı. İlk Şişecam sponsorluğunda yürütülen Atatürk’ün Seveceği Şarkılar çalışmasında ismini duymuştuk. İnteraktif sanat, yaratıcı teknolojiler ve insan-bilgisayar etkileşimi alanlarında 11 yıllık bir tecrübeye sahip olan, aynı zamanda 16 yıl yazılım geliştirme deneyimine sahip bir sanatçı Zeynep Nal. İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun olan Nal, daha sonra Plato Koleji’nde Görsel İletişim Tasarımı eğitimi almıştır. Bu eğitim geçmişi, onun sanat ve teknolojiyi birleştiren benzersiz yaklaşımının temelini oluşturuyor.

Fen bilimleri altyapısından gelip, İTÜ Bilgisayar Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra Türkiye ve Almanya’da 5 sene yazılım mühendisi olarak çalıştı. 2010’da kariyerini değiştirme kararı aldı ve Görsel İletişim Tasarımı eğitimine başladı. 2013’ten beri sanat, tasarım, bilim ve mühendisliği bir araya getiren Yeni Medya sanatı alanında çalışmalar yapıyor ve eserler üretiyor. 2014’te uzun zamandır birçok projede birlikte çalıştığı arkadaşlarıyla beraber multidisipliner bir ortak çalışma alanı olan İskele47’nin kurulumunda yer aldı.

İnsanın bilgisayarla duygusal iletişimi, teknolojik araçların karakterleştirilmesi, interaktif hikaye anlatıcılığı ve otonom hikaye üreteçleri üzerinde çalışıyor. Teknolojinin günlük hayatla kesişiminde yer alan, dijital ile fiziksel arasındaki sınırları silecek şekilde eğlenceli ve oyuncu arayüzler yaratmakla ilgileniyor. Mühendisliğin yaratıcı gücünü kuru teknik uygulamalardan kurtarıp, sanatın ruhuyla birleştiren işler peşinde, yapay zeka, sensörler, makinalar, görüntü ve ses işleme metodolojileri, giyilebilir teknolojiler gibi alternatif I/O araçlarını kullanarak denemeler yapıyor.

Sanat eserleri, Ars Electronica, Contemporary Istanbul ve İstanbul Tasarım Bienali gibi prestijli mekanlarda sergilenmiştir. İstanbul Dijital Sanat Festivali’nde “Tiny Elephants / Minifiller” ve Contemporary Istanbul Plugin’de “Aypera Dijital İnsan” gibi eserleri dikkat çeker.

Eğitim ve topluluk çalışmaları konusunda da aktif olan Nal, Women Techmakers IWD Konferansı ve çeşitli VR ve giyilebilir teknoloji odaklı etkinliklerde konuşmacı olarak yer almıştır.

Yakın zamanda TRT2 de Zeynep Nal ve çalışmaları hakkında bir belgesel yayınlanmıştır. Zeynep Nal’ın bu belgesel ile ilgili instagram paylaşımını ve profiline aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Zeynep Nal, sanat ve teknolojinin kesişim noktasında, dijital dünyayla etkileşimimizi ve algımızı sürekli olarak yeniden şekillendiren, dikkate değer bir sanatçıdır.

Zeynep Nal’ın eserlerinden bazılarını paylaşıyoruz. Tüm eserlerini görmek için https://zeynepnal.com/zeynepnal/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Huysuz Arzuhalci

Arzuhalci, emekliye ayrılmış, gerçek dünyada anlamını yitirdiği için alternatif bir dünyaya ışınlanmış, orada küçük şeylerden şikayet eden eski bir otomatik daktilo.

Kişilerin birey olarak hiç bir anlam ifade etmediği, duygularının, umut ve ideallerinin önemsenmediği, küçük dertlerin görmezden gelindiği, insanların yalnızca şirketlere ve devletlere ne kadar katkı sağladığıyla değerlendirildiği bir sistemde, insanı hiçleştiren kaotik bürokrasinin kapısında, küçük ve absürd şeyler, sistem içinde önemsiz varsayılan duygular için şikayet edip duran huysuz bir arzuhalci bekler.

Bir el sensörü vasıtasıyla ziyaretçinin stres seviyesini ölçen, derdini anlayan arzuhalci, fal bakar gibi hikayeler uydurur, ziyaretçinin ağzından fantastik makamlara, fantastik dilekçeler, mektuplar yazar. Bu dilekçeleri yok olmuş bir mesleğin mutsuz temsilcisi olarak, hala bildiği gibi tek tek daktilonun tuşlarına basarak yazar. Daktilonun altına yerleştirilmiş bir mekanizma, bir bilgisayar tarafından kontrol edilmektedir.

Tüm gün kapısında beklediği sistem tarafından yaratılıp, sonrasında da aynı sistem tarafından öldürülmüş arzuhalcinin dijital hayaleti canlanmış, ürettiği absürd hikayelerle büyük ve önemli kurumlarla, dilekçe yazma gibi bürokrasi çağrıştıran bir eylemle alay etmektedir.

Ürkek Kırkayağın Gizli Dansı

Dışarıdan herhangi bir sesin duyulmadığı, kafaya takılınca sadece takan kişinin kırkayağın dans eden ayak seslerini duyduğu kemik hoparlörlü taç.

Kırkayak rüyalarında kendi müziğini kendi ayaklarıyla yapan kırk ayaklı nazenin bir balerin olduğunu, sahnede ahenkle savrulduğunu, dokunaklı dansı sonunda tüm salonun onu ayakta alkışladığını görür durur.

Oysa ki kırkayak hep korkar ortaya çıkmaktan, sesini çıkarmaktan. Gece yarıları gizli köşelerde dolanır, tüm arkadaşları gibi bir gün sonu hınçla üzerine bastırılan bir terliğin altında bitecek diye titrer durur. Onu ötekileyen, tiksinen ve korkanların dünyasında kırkayağın kendini göstererek ortaya çıkmak gibi bir şansı yoktur. O nedenle kırkayak hep hayallerinde yaşar ve işte açık yürekle yaklaşıp iyice dinlerseniz, kırkayağın gizli köşelerde kendi kendine dans ettiğini duyabilirsiniz.

Çeyiz Sandığındaki Örümceğin İniltisi

Flex sensör ve hoparlör içeren, parmaklar kıpırdatılınca ses çıkaran dantel eldiven.

Örme yetisiyle dünyaya gelen bir örümcek, çeyiz sandığına kapatılıp ömrü boyunca dantel örmeye mahkûm edilmiştir. Dünyanın en hafif, en esnek ve en güçlü ipini üretir, tüm gününü bir o yana bir bu yana dokuma yaparak geçirir örümcek. Sandıktan çıkmak umuduyla metreler boyunca dantelleri sandığa doldurur, doldurur da doldurur, rekorlar kırar da durmak bilmez, ta ki gün gelip nefes alacak yer kalmaz kendine, kapak açılmaz, sıkışır örümcek ve bir ömür boyu ağına tek bir sinek takılmaksızın ve bir gün sandığın kapağı aralanıp da dantelleri ellere alınmaksızın aç ve nefessiz boğulup gider.

Dantelleri söylencelerde yer bulur, efsanelere konu olur da mükemmelliğin dokunulmazlığında kullanılmadan yaşlanır, eski püskü olasıya sandık dibi bekler de lime lime yok olur gider kendiliğinden, örümcek eski bir hikâye olur, iki nesil sonra unutulan bir küçük fısıltı.

İşte o yitik örümcek, birçok yitik hikâye içinden çıka geldi ve bu şahmeranda can buldu kendine, tüm yitik hikayeler, yitik kadınlar ve yitik emekler adına acıyor canı her dokunulduğunda ve öte diyarlardan geliyor iniltisi.

Atatürk’ün Seveceği Şarkılar

Zeynep Nal’ın ismini ilk öğrendiğimiz çalışması ile ilgili Penceremden.com da yayınladığımız yazıya buradan erişebilirsiniz.

Kaynak

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*